Bağlama Hakkında Açıklamalar


                                      Hazırlayan : CELÂL YILMAZ

Türk Halk Müziği’nde telli sazların 2000 yıllık geçmişi vardır. Bu sazların ortaya çıkışları hakkında da değişik söylentiler vardır. Bu yıllar içerisinde  halk müziğinin esas temel ve gelişimi telli sazlar eşliğinde olmuştur. Telli sazların ilk şekillerin kopuz adı verilmiştir. Kopuzu Dede Korkut’un icat ettiği söylenir.

Kopuz, genel bir deyim olarak birden fazla telli saz türünü kapsamaktadır. Elle veya yayla çalınırdı. Tekneleri deri ile kaplı, perdesiz, iki veya üç telli, telleri at kılı, koyun ve kurt bağırsağından yapılan kirişlerdendir. 18. yüzyıldan itibaren bağlama adı ile bugünkü biçimini almıştır.

Bağlama adının nereden geldiği araştırıldığında kesin olarak bilinmemekle beraber, sapına bağlanan perdelerden bağlama denmiş olabileceği büyük bir ihtimaldir. Kopuzun, önceleri sapında perde olmayışı bu görüşü doğrulamaktadır.

Günümüzde bağlamanın çalınmadığı yöremiz yoktur. Bağlama çalma geleneği yüzyıllardır devam etmesinin ve rağbet görmesinin sebepleri vardır. Bağlama tek başına çalınabilen ender sazlardan biridir. Yanında ikinci bir saz çalma ihtiyacı çoğu kez  duyulmamıştır. Çalınma özelliğinden dolayı ritmi ve melodi bir aradadır. Halk müziğinin ihtiyacına uyum sağlamış taşınabilir bir sazdır. Açık hava sazı değil, oda sazıdır. Mızrap veya tezene adı verilen, aslı kiraz ağacı kabuğu veya günümüzde genellikle plastikten yapılan küçük bir parça ile çalınır. Yöresel olarak devam eden bağlama çalma geleneği değişik halk müziği topluluklarının kurulması, en önemlisi, 1940 lı yıllarda Türkiye Radyoları’nda Yurttan Sesler’in yayına başlaması ile yeni bir boyut kazanmıştır.

Bağlamanın çok amaçlı kullanımıyla birlikte bağlama yapımındaki anlayışta değişmiştir. Bağlama yapımı ayrı bir meslek ve sanat dalı haline gelmiştir. Önceleri küçük atölyeler şeklinde dükkânlarda ihtiyaca göre bağlama yapan ustalar ortaya çıkmıştır. Bağlama için gerekli olan bütün malzeme bu atölyelerde ustalar tarafından el aletleriyle hazırlanıyordu. Teknenin oyulması, göğüs tahtasının biçimlenmesi, saplık ağacın hazırlanması gibi. Bağlama yapımında isim yapmış bazı ustalar Kastamonu’da Tekeli Kardeşler, İstanbul’da benim de ilk bağlamamı yapan Agop Usta, Ragıp Usta (Akdeniz), Ali Osman Tiryaki’dir. Bu ustaların ve dükkanlarının bir özelliği de birer bağlama öğretim yerleri olmasıdır. Dükkanın bir bölümünde bağlama yapılırken, bir bölümünde de bağlama sanatçıları tarafından ders verilirdi.

                                                  BAĞLAMANIN BÖLÜMLERİ

Gövde : Çeşitli yörelerde baş, tekne gibi adlarla anılan gövde, bağlamanın temel bölümünün oluştuğu yerdir. Gövde oyma ve yaprak olmak üzere iki şekilde yapılır. Bir kütüğün oyulması ile  yapılan bağlamalara oyma bağlama, bir çok parçanın birleştirilerek gövde oluşturması yolu ile yapılan bağlamalara da yaprak bağlama adı verilir. Bağlamada gövde yapımı oldukça önemlidir. Oyma yolu ile yapılan gövdelerde daha iyi tını oluşması yüzünden, bu bağlamalar daha çok tercih edilmektedir. Genelde tekne dut ağacından oyularak yapılır. Ayrıca kestane, meşe, gürgen ağaçları da kullanılır. Günümüzde yaprak bağlama daha çok kullanılmaktadır.

Göğüs : Bağlamanın gövdesini kapatan ince tahtadır. Kızılçam, ladin, köknar gibi sık elyaflı ağaçtan yapılır. Tek parça olabileceği gibi, kenarlara başka renkli ağaçlar da konulabilir.

Sap : Bağlamanın perdelerinin bulunduğu kısımdır. Sert ağaçlardan yapılır. ( Ardıç, gökağaç veya gürgen )